Vücut Diliniz Siz Konuşmadan Konuşur
Psikologlar, iletişimin büyük bölümünün sözsüz gerçekleştiğini söyler. İnsanlara verdiğiniz mesajın önemli bir kısmı ağzınızdan çıkan kelimelerle değil, duruşunuz, bakışınız ve beden dilinizle iletilir.
Bu yüzden vücut dilinizin ne anlattığının farkında olun.
Bir antrenörü düşünün. Oyuncularının kambur durduğunu, konuşulurken etrafa baktığını ya da topu gelişigüzel sektirdiğini gördüğünde çoğu zaman şu izlenimi edinir:
"Dikkatini vermiyor. Umursamıyor. Disiplinsiz. Dinlemiyor. Anlatılanları gerçekten özümsemiyor. Daha iyi olmayı yeterince istemiyor."
Üstelik oyuncu tek kelime etmeden...
Bu nedenle iki şeyi unutmayın:
- Ağzınızı açmadan da çevrenizdekilere sürekli bir mesaj verirsiniz.
- Bu mesajın ne olduğunu bilmek sizin sorumluluğunuzdur.
Şu anda nasıl oturuyorsunuz?
Duruşunuz "İlgisiz", "Yorgun", "Bana fazla geliyor", "Gelişmek istemiyor" izlenimi mi veriyor?
Antrenör konuşurken nasıl duruyorsunuz?
Ayaklarınızı sürüyerek mi bekliyorsunuz?
Yere mi bakıyorsunuz?
Salonda olup bitenle mi ilgileniyorsunuz?
Kapı her açıldığında başınızı çeviriyor musunuz?
Yoksa tüm dikkatinizi antrenörünüze mi veriyorsunuz?
Hafifçe öne eğilmiş, göz teması kuran ve aktif bir dinleyici gibi mi duruyorsunuz?
Vücut diliniz, karakteriniz hakkında düşündüğünüzden çok daha fazla ipucu verir.
Bu yüzden sahaya her çıktığınızda yalnızca sözlü iletişimde değil, sözsüz iletişimde de takımın örnek oyuncusu olmaya çalışın.
Bazen sadece doğru bir duruş ve göz teması bile antrenörünüzün size daha fazla güvenmesini ve size daha iyi rehberlik etmesini sağlar.
Üst düzey takımlarda bunun bir kültür hâline getirildiğini görürsünüz. Takım toplandığında konuşan kişinin herkes tarafından görülebilmesi ve herkesin de konuşan kişiyle göz teması kurabilmesi beklenir. Çünkü gerçek dikkat ve saygı, önce göz temasıyla başlar; ardından dinleme ve öğrenme gelir.
Yorumlar
Yorum Gönder