Ana içeriğe atla

SİSTEM DEĞİL FELSEFE



Bir ormanda bütün ağaçlar uzunsa, tek bir ağacın uzunluğu kimseyi etkilemez. 

NCAA'de de durum böyledir. Agresif olmak, sonuna kadar mücadele etmek ve hızlı koşmak özel bir meziyet değil, bu oyunun birinci şartıdır.

Biz ise hâlâ mücadeleyi, şut veya ribaund gibi övgüyle bahsedilecek ayrı bir özellik olarak görüyoruz. 

Hatta bazen sadece mücadele ettiği için kaybeden takımları alkışlıyoruz. Oysa modern basketbolda mücadele etmek bir tercih değil, zorunluluktur.

Dünya basketbolu büyük bir hızla değişiyor. Savunmalar her geçen gün daha agresif hale gelirken, hücumlar da savunma yerleşmeden sayı üretmeye çalışıyor. 

Artık "kontrol" denildiğinde akla yalnızca düşük tempo gelmiyor; yüksek tempoda top kaybetmeden ve doğru kararlarla oynayabilmek de oyunu kontrol etmek anlamına geliyor.

Bu yüzden bana göre oyunun en önemli bölümü hücum ya da savunma değil, geçiş oyunudur (transition). 

Savunmadan hücuma ve hücumdan savunmaya ne kadar hızlı geçebilirseniz, oyunun temposunu da o kadar kontrol edersiniz.

Ben bu tercihi 2003 yılında yaptım. 

Aradan bu kadar geçmesine rağmen hala hızlı hücumu bir sistem olarak uygulamanın tartışılmalı olduğunu ve Paris gibi kadro yapısı zayıf olmasına rağmen başarılı sonuçlar alan takımlar ortaya çıktığındada  şaşırdıklarını görüyorum. 

O zamanlar oyun anlayışımı ise tek cümleyle anlatıyordum:

"Ne olursa olsun kazanmanız gereken bir maçın son üç dakikasına 12 sayı geride girseniz, takımınızın nasıl oynamasını istiyorsanız, maçın tamamını da öyle oynayın."

Bu anlayışı oturtmak yaklaşık iki yıl sürdü. Başlangıçta hata sayımız arttı, yüzdeler düştü. Fakat oyuncular hata yapmaktan korkmadan hızlı oynamaya devam ettikçe, hangi kararların doğru olduğunu kendi deneyimleriyle öğrendiler. Zamanla hem tempo hem de verimlilik birlikte yükseldi.

Hızlı hücumların toplam hücumların yaklaşık yarısını geçemeyeceğini biliyorduk. 

Bu nedenle hedefimiz sadece daha hızlı hücum etmek değil, maç boyunca kullanılan top sayısını artırmaktı.

Elbette yüksek tempo bazı bedeller de getirir. Oyuncular daha fazla enerji harcar. Biz bu sorunu geniş rotasyon kullanarak çözmeye çalıştık.

Bu oyun anlayışında top çalma, savunma ribaundu, blok, ilk pas, asist ve erken kullanılan kaliteli şutlar tempoyu belirleyen en değerli istatistiklerdir.

Yüksek tempolu basketbolun en önemli şartlarından biri agresif oyunculardır. 

Sakin karakterli bir oyuncuyu bu yapıya dönüştürmek çok zordur; buna karşılık agresif bir oyuncunun oyununu kontrol altına almak çok daha kolaydır.

Sonuç olarak yüksek tempolu basketbol birkaç hücum setinden ibaret değildir. 

Bu, oyuncu seçiminden antrenman planına, rotasyondan savunma anlayışına kadar her ayrıntıyı etkileyen bir oyun felsefesidir.

Önce koç inanmalıdır. Sonra oyuncular, yardımcı antrenörler ve bütün organizasyon bu düşünceye inanmalıdır. 

Çünkü yüksek tempolu basketbol, ancak ortak bir kültüre dönüştüğünde gerçek gücünü gösterir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...