Küfür olayı ilginç bir hal aldı, her kafadan bir ses çıkıyor.
Şimdilik elimdeki kitaplarda bulduğum bazı bölümleri buradan paylaşmak istedim.
İlk örnek Mart Çılgınlığı'ndan :
İster beğenin ister beğenmeyin dünya üzerinde koçların neredeyse tümü oyuncuları ile konuştukları zaman küfür eder .
Dean Smith tek istisnadır.
1977 yılında Kentucky’li Rick Robey Smith’in kendisine “onun bunu çocuğu “ dediğini iddia ettiği zaman , Smith bu ithamı , “Sigara içiyorum, içki de içiyorum . Birde küfür ediyor olsam ailem benimle bir daha konuşmazdı ,” diyerek reddetmişti.
Diğer koçların ise bazısı sık sık , bazıları gerçekten çok sinirlendiği zaman bazıları da küfürün üniversite spor kültürünün bir parçası olduğunu anladığı için küfür ederdi.
İkinci örnekler ise Zaferin Kıyısın'dan ;
KÜFÜRLER
Andre, bu takımda tek elle basketbola yer yok .
Eğer Tanrı bu oyunu tek elinle oynamanı isteseydi g.tünden çıkan bir el verirdi sana.
GERÇEKÇİ YAKLAŞIM
Ben biliyorum hepimiz biliyor ki , sizden isteğim her şeyi yapmaya çalışıyorsunuz .
Bunun her zaman kolay olmadığının farkındayım.
Aslına bakarsanız bazen s.ksen olmayacak şeyler bunlar. Ama denemek zorundasınız .
Yorgunken dahi oynamak zorundasınız.
Scot Skiles (üç kere tutuklanmış) gibi çocukları istemiyoruz.
Ama Scot sağlam .
Basketbol oyununu kazandıran şey sağlamlıktır, çocuklar. Zekadır basketbol maçlarını kazandıran .
Düşüncedir basketbol maçlarını kazandıran .
Daireler çizerek , düşünmeyerek ancak kaybedersiniz.
Haris dışında hiçbiriniz muhteşem bir atlet değilsiniz .
Alford dışında hiçbiriniz muhteşem şutörde değilsiniz .
Kısasınız .
Kazanmak için her gün rakip oyunculardan daha zeki ve daha güçlü olmak zorundasınız .
Ve maç başlayınca da büyülü bir formülle daha akıllı , daha güçlü olmak diye bir şey de yok.
Her gün idmana gelip çabalamanız gerekir.
TARZ
Bu koçun temel felsefesiydi.
Korku bir numaralı silahıydı.
Bir oyuncunun kendisine bağırılmasından korkmasının ya da gözden düşmemesinin onun daha iyi oynamasına yarayacağına inanırdı.
Ve eğer ondan rakipten korktuklarından daha fazla korkarlarsa muhtemelen daha iyi oynayacaklar demek ki.
Antrenmandan sonra akşam 8’de “ Gece iyi bir uyku çekin “, dedi .Sizinle burada 9.15 de buluşuruz. “ maç öğleden sonar 2’deydi.
RAKİBE SAYGI
Eğer oyuncuları onun rakibe saygı duymadığını görürlerse , koç onların da rakibe saygı duymayacağını düşünürdü. Ve bu da berbat bir oyunun habercisiydi.
DEVRE ARASI KÜFÜRLER VE MOTİVASYON
Devre arası konuşması ; Harris ve Jadlow’a “Burası s.kdiğimin iki senelik okulu değil” demişti onlara . “Bir işiniz bile ters gitse hemen surat asıp dudak büküyorsunuz” . Ribauntta koca bir beyaz balina gibi debelenip duruyorsun. Senin elinde olan on beş tane ribaundu onlara verdin.
“Ribauntlarda 17- 9 gerideyiz” dedi “ Eğer bu takım sizi ribauntlarda geçiyorsa sizce haftaya oynayacağımız takıma karşı ribaunt sayımız ne olur ? Topu bile göstermezler size .”
Maç öncesi ritüelinde olduğu gibi , devre araları da hemen her zaman aynıydı : Koç içeri gelip oyuncularıyla konuşur , onlara ilk yarı ile ilgili fikirlerini söylerdi, ama bu seger böyle olmamıştı . Sonrasında o ve koçlar ,ilk yarıyı değerlendirip ikinci yarı için de kararlar alacakları , kapının hemen dışındaki özel koridora geçtiler .
Kıdemi en düşük olan koçun görevi ikinci yarının ne zaman başlayacağını bilmekle sorumluydu ve koç ona bunu defalarca sorardı. Diğer bir koç mola durumlarını ,bir başkası ise her iki takımdaki faul durumlarını takip etmek zorundaydı.
Koçların toplantısı genel olarak Baş koçun ilk yarı analizinden ibaret olurdu . Kendi oyuncular hakkındaki yorumları ise genelde acımasız olurdu . Bugün az süre almış olan Brooks ve Robinson onun hedefiydi. Sezon bitmeden önce her oyuncu için kullanacağı kelimeler ile “ Oynayamıyorlar , bu kadar açık “ dedi koçlara “ Robinson bir şey görenmiyor , Brooks’da hiçbir şey düşünemiyor .”
Koçlar dinlediler . Genelde Baş Koçun değerlendirmesine katılırlardı. Neredeyse aynı sıklıkla haddinden fazla sert olduğunu , duygusal durumlara çok tepki gösterdiğini de bilirlerdi . Ama araya girip de “ Koç , bence biraz fazla duygusal davranıyorsunuz” diyecek de değillerdi.
Koçlar ilk toplantıyı bitirdikten sonra oyunculara ne değişikliklerin yapılacağını söylemek için soyunma odasına dönmüşlerdi .
Bazen koç kullanacağı savunmayı şema ile gösterirdi ve ilk yorumlarını pekiştirirdi. Sonra koçlarla birlikte koridora çıkıp başka bir şey var mı ? diye sorardı. Bir fikir tartışıla bilir ya da herkes birbirine bakar omuz silkinebilirdi.
Dört dakika kalmıştı koç daha sakindi .
Son konuşma “ Hücum bağlamında bazı şeyleri iyi yaptınız . Takım arkadaşlarınızı bulmakta iyi iş çıkardınız , iyi hücumlara imza attınız , İlk yirmi dakikada bazı güzel anlar yakaladınız. Şimdi tekrar çıkıp iyi bir yirmi dakika daha oynayalım.
PEKİ OYUNCULAR KÜFÜR EDER Mİ?
Tarih kitaplarımın arasında bu konuyla ilgili güzel bir bir paragraf olduğunu hatırladım.
Plutarkhos ( Lykurgos'un hayatı )
Ünlü Sparta'nın kurucusunu hayatını konu alan bu ilginç kitapta ilgimi çeken bir bölüm var .
Çocuklar belirli bir yaşa geldiklerinde , her birinin başına bir bireysel koç gelirmiş ve çocuğun her davranışından sorumlu olurmuş .
Çocukların eğitimleri sırasında boks ve güreş karışımı sert bir spor yaparlarmış .
Eğer bu kavga! sırasında çocuk kendine hakim olamaz ve
ağzından kötü bir söz kaçırırsa yargıçlar çocuğu değil koçu cezalandırırmış.

Yorumlar
Yorum Gönder