Biraz da nostalji yapalım..
YILDIZLAR ŞAMPİYONASI GALATASARAY YILDIZ TAKIMI
(ANKARA)
Sanırım hayatımda ilk basketbol potasını, İstanbul’a taşındığımız yıl , şimdiki "City's" in bulunduğu arsada , yani eski Şişli terakki lisesinin devasa bahçesinde gördüm.
Yine o sahada basketbol oynamasını öğrendim . Yaklaşık 13 yaşındayken mahalle arkadaşım Tunç vasıtası ile Galatasaray minik takımının antrenmanına gittim ve Galatasaray lisesinin açık sahasındaki antrenmanın bitiminde takıma girdiğimi öğrendim.
Kadıköy yakasında , başta moda Cem Sokaktaki olmak üzere üç , dört farklı açık sahada yapılan minikler şampiyonasında (tanıtma kartları ile) oynadıktan sonra yıldız takımda oynamak üzere Ağustos ayını beklemeye koyuldum.
Yanan eski yapının yerine yapılmış Hasnün Galip sokaktaki kulüp binasının üst katında normalden küçük bir salon, orta katlarda ofisler ve en alt katta kırmızı koltuklarla donatılmış büyük bir salon vardı .
Sezonun ilk antrenmanı için elimizde çantalarla yeni binaya geldiğimizde, bize kırmızı koltuklu büyük salonun arkasına gitmemizi söylediler .
Paravanla bölünmüş arka tarafta iki ay önce Galatasaray minik takımında birlikte oynadığım arkadaşlarım şakalaşıyorlardı .
Biraz sonra bizden daha büyük çocukların gelmesiyle herkes sessizleşti ve kürsüye doğru çevrilmiş koltuklara oturdu .
Ardından A takım antrenörü Cavit abi geldi ,kürsüye çıktı ve konuşmaya başladı.
Cavit abi , o gün belki birçok hikaye anlatmıştır ancak benim hiç unutamadığım hikayesi, şöyle ; Bir oyuncuya çok kısa boylu olduğu için eğer basketbola devam etmek istiyorsa yaz tatilinde , her gün elinde bir kaldırım taşı ile Caddebostan’da ki ( bunu unutmadım ) bir tepeye tırmanmasını söylüyor.
Ve o yaz sonunda oyuncu döndüğünde iki eliyle çembere smaç yapabiliyor.
Bu hikayeden etkilenmemek mümkün değil, hele benim gibi boyunuz kısaysa .
Aklınıza çocukları motive etmek için koçun uydurmuş olduğu bir hikaye gibi gelebilir ancak uzun yıllar sonra olayın gerecek olduğunu ve çocuğun kim olduğu öğrendim.
Cavit abi bize, yeni ve genç idarecimizi ( o güne kadar başımızda idarecilik ve koçluk yapan sevgili Hayrettin Bahtoğlu vardı ) ve kendi tabiri ile müthiş yetenekli genç koçumuzu tanıttıktan sonra üst kat da başlayacak olan antrenmana gitti.
İdarecimiz , yazın Gayrettepe açık sahasında oynanan yaz turnuvasında maçları izleyen ve bana Galatasaray’da oynadığımı bilmediği için transfer teklif eden Nur Gencer , antrenör ise bir sene önce Kadıköy Spor yıldız takımını Türkiye şampiyonu yapan Aydan Siyavuş’du.
Yıldızlarda Türkiye beşincisi olduktan hemen sonra , Genç takım ile oynadığımız ve kaybettiğimiz final maçının son dakikalarında kenarın hali Koray, Sedat , Erol , Efe, Can, Cem , Nur.
Hikaye böyle başladı . Yıllar sonra Eseniş Lisesi okul takımında kalecilik yapan ve uzun boylu olduğu için ortak arkadaşımız Tunç Turna vasıtasıyla Galatasaray’a getirdiğimiz Efe’den duyduklarıma göre, Aydan abi bu işe girmek istemiyormuş ama Efe’yi gördükten sonra Galatasaray altyapı antrenörlüğünü kabul etmiş.
Benim hatırladıklarım ise, o sene bize savunma ve hızlı hücum için verdiği net bilgi ve talimatlar.
Bugün değerinden hiçbir şey kaybetmeyen temel teknik bilgilerin hala kullanıldığını gördükçe şaşkınlığım ve hayranlığım hala devam ediyor.
O sene sonunda genç milli takım antrenörü olan Aydan Abi , Efe ile milli takım kampındayken, biz sanırım Türkiye şampiyonasına katılmayı başaran ilk Galatasaray altyapı takımı olarak Ankara’ya gittik.
Yorumlar
Yorum Gönder