Doktor olmayan birinin ameliyata girmesine imkan yok, ama antrenör olmayan birinin bir basketbol maçını yönetiyormuş gibi tüm maç süresince takımın başında durması mümkün.
Evet eğer basketboldan çok anlamıyorsanız , konudan haberi olmayan biri sadece sahada duruşu ve kullanacağı üç beş cümle ile sizi kolayca kandırabilir.
Oyuncu topu alınca, yürü yürü veya sakin sakin , savunmadayken baskı baskı , yapış adamına, molalarda ise ; hadi artık iyi savunma yapalım , dikkatli olun , adamını kaçırma ,bu maçı kazanmalıyız ve çeşitli küfürler herhangi bir insanı koç gibi gösteren sözcüklerdir.
Bu konu nereden aklıma geldi ?
Beş altı yıl öncesine kadar antrenör olmak isteyenler
E kategorisi eğitimine girmek için her hangi bir aşamadan geçmezlerdi
Artık basketbol antrenörü olmak isteyenler E kategorisi eğitimine girmeden öncelikle bir parkuru tamamlamak zorundalar .
Adaylar bu parkurda dripling ,pas, stop , şut ve turnike gibi bazı temel hareketleri (yavaş bile olsa) yapmak zorundalar.
Bu yeni sistem çeşitli tartışmalara yol açsa da , eskiden böyle bir parkur olmadığı için, basketbol antrenörlüğünün çok suistimal edildiğini gördüm.
Elinde futbol ve tenis belgesi olan şahıslar, bir de basketbol belgem olsun diye geliyorlardı.
Aslında rahmetli Batur abinin , “alt yapı antrenörü olmak isteyen herkes oyunculara temel teknik hareketlerini yavaş bile olsa göstermek zorundadır o nedenle bu parkur olayı çok iyi oldu" sözüne katılıyorum.”
BASKETBOL OKULLARI VE ANTRENÖRLER
Son yıllarda süratle artan basketbol okulları ve okullara ait takımlar ileride basketbolumuza ne derece katkı sağlayacak ?
Okul sahiplerinin, “altyapılar için müthiş bir potansiyele sahibiz , büyük kulüpler artık bizim okullarımızdan oyuncu transferi yapıyorlar” şeklindeki beyanlarına hak vermemek mümkün değil.
Ancak okulların liglere katılması ile birlikte , eğitmenlerin yarışmacı kimlik kazanması galibiyet için , temel teknik yerine taktik kombinasyonlara yönelmesi ileride önemli bir soruna yol açacak gibi gözüküyor.
Mesela; Klasik şikayetlerimizden biri olan , yenildiğimiz takımların ,ülkelerinin nüfus ve yüz ölçümleri ile kendimizinkini kıyaslama alışkanlığımız yerini, lisanslı basketbolcu sayısına bırakacak gibi gözüküyor.
Mesela “adamlarda lisanslı basketbolcu sayısı 2000 bizim ise 20.000 lisanslı oyuncumuz var ve biz hala yenilip duruyoruz “ gibi sözleri duymaya hazırlıklı olalım.
Yıllar önce altyapı antrenörüm bana yanlış öğrenilen bir temel tekniği düzeltmenin , temel tekniği ilk defa öğrenen bir oyuncuya öğretmekten çok daha zor olduğunu söylerdi.
Ancak bugüne kadar seyrettiğim maçlarda oyuncuların temel teknik konusunda bilmemekten çok yanlış yapmaya daha meyilli olduğunu görüyorum.
NE YAPMAK LAZIM ?
Ben, okul sahiplerinin eğitmen seçerken öncelikle temel teknik konusunda bilgilerinin hangi seviyede olduğunu öğrenmeleri gerektiğini düşünüyorum.
Bu sebeple altyapı antrenörleri seçerken , kriterlerin en başında büyük kulüplerin alt yapılarında oynamış oyunculara ağırlık verilmesi ciddi bir avantaj sağlayacaktır.
Birçoğunuzun aklına , büyük kulüplerde oynamamış ama temel teknik öğretebilecek seviyedeki oyuncuları nasıl tespit edebiliriz sorusu gelebilir .
Parkurdan geçen antrenörler dışındakiler için , elinizdeki en büyük yaş gurubundaki oyuncular ile bu antrenör adayını bir tek pota maça dahil edin görüntü size yeterli bilgiyi verecektir.
Sakın yanlış anlaşılmasın, temel teknik konusunda bilgi sahibi olmayan ve alt yapıda hareketleri oyunculara gösteremeyen antrenörler belki ileride Euroleauge takımında bile koçluk yapabilirler ama burada aradığımız" tilki " bir koç değil ,çocuklara temel teknik hareketlerini öğretecek bir eğitmen .
Bu arada, eskiden yaptığı hareketleri artık yapamayan tecrübeli koçların muhakkak yanlarına böyle genç koçları alarak alarak eğitmesi mükemmel çözüm olabilir.



Yorumlar
Yorum Gönder