Ana içeriğe atla

YUGOSLAV KOÇLARIN SİHİRİ NE ?



Euroleauge Net. sayfasında 2018 tarihinde yazılmış " Yugoslav Koçların sırrı Nedir ? " adlı bir yazı ile karşılaştım .Ve elimden geldiğince kısaltarak tercüme etmeye çalıştım.


YUGOSLAV KOÇLARIN BAŞARILARI


“ Rakamlar tartışamaya açık değildir.”

“Bugüne kadar yapılan Final-Four’larda Sırp koçlar tam 36 defa yer almış” eğer karşılaştırmak isterseniz , İtalyanlar 21 defa İspanyollar ise 19 defa ...

Zeliko Obradoviç 9 Boza Malijkoviç 4, Dusan Ivkoviç 2 Svetislav Pesiç 1 kupa kazanmış . 

Ardından , yazar eski Yugoslav basketbolunun kısa bir tarihini anlatıyor ;

2. Dünya savaşı sırasında Kalemegdan kalesi içinde , Crevena Zvezda sahası yanındaki Partizan sahasında başlayan hikaye o zamanlar çoğu oyuncu olan Aleksander Nikoliç , Milan Bogojeviç ... gibi isimlerin , kendi düşüncelerini Bulgaristan, Macaristan ve Fransa’daki kurslarda paylaşarak devam ediyor.




 OYUNCUYA İSTEDİĞİNİZ HER ŞEYİ ÖĞRETEMESİNİZ 

Yazar , Yumurta mı tavuktan , tavuk mu yumurtadan çıkar ? sorusu gibi” İyi basketbol iyi koç mu yaratır yoksa koç mu iyi basketbolu yaratır ? sorusuna "her ikisi de diye cevap veriyor." 

Öncelikle John Cruyuf’un “oyuncuya istediğiniz her şeyi öğretmeseniz “ sözünden yola çıkarak,  eski bir oyuncunun yeni bir oyuncuya daha kolay öğretebileceğini söyleyerek çoğu basketbolcu olan Sırp koçların böyle bir avantajları olduğundan bahsediyor. 

Ve ardından hepimizin bildiği bir konuya açıklık getiriyor. 




KOÇLARIN SİHİRİ 

Diğer faktörler ,koçların geleneklere saygısı , cömertlikleri, arkadaşlıkları ve işbirliği yapmaları. 

Belki rakiptiler ama ortak bir konu ilgi alanlarına girince , artık kıskançlık ortadan kalkıyor ve egolar yok oluyor birbirlerini rakip olarak görmüyorlardı.

Verdikleri kurslar sonunda , Kraljevo, Valjevo ,Uzice, Pirot ve Leskovaç gibi küçük yerleşim birimlerinde yeni genç koçlar ortaya çıkmaya başlamıştı.

Federasyonda koçların gelişimi ile çok ilgiliydi. Örneğin 1963 yılında milli takım antrenörü Aleksandar Nikoliç altı aylığına Amerika’ya yollamıştı ve bu tarihten itibaren Yugoslavya’dan her sene iki koç Amerika’ya eğitime gidiyordu. 1970 senesinde Ivkoviç ve Malikoviç Amerika’daydılar.

Federasyonun ne kadar ileri görüşlü olduğunu anlatan paragrafta şöyle :

Rusların Avrupa’da uzun süren hakimiyetine rağmen Satankoviç , Popoviç ve Radomir gibi direktörler basketbol eğitiminin Amerika’dan alınması gerektiğini düşünüyorlardı. 


Ve 1960’lardan 1980’lere kadar liglerin tarihlerini takımların Amerika’ya gidebilecekleri şekilde ayarladılar.

Çoğu koç küçük Amerikan kolejlerinden aldıkları farklı mağlubiyetlerden çok rahatsız oluyorlardı. 

Ancak bununla birlikte koçlar ve yardımcıları öğreniyorlar ve ülkelerinde bu bilgileri paylaşıyorlardı.




VE BAŞARILAR GELMEYE BAŞLIYOR 

1961 den itibaren Yugoslavlar ilk gümüş madalyalarını Avrupa şampiyonasında alınca . 

Basketbol birden yeşermeye başladı ve popülaritesi çok arttı. Birçok koç ve kulüp 
genç oyuncular ile çalışmaya başladı. 
Organize bir sistem uyguladılar. 
Hiç bir yetenek kaybolmadı ve tüm milli takımlar hep üst sıralarda yer almaya başladı. 
Prefosör Nikoliç İtalya’ya gidince , Zeravica dizginleri ele aldı, ardından Novoselle bıraktı , Nikoliç’ten sonra Tanjeviç milli takım antrenörü oldu , Dusan İvkoviç , Dragan Sakota ,Zelijko Obradoviç ... diye devam etti. 



Ve yazı aşağıdaki paragrafla son buluyor ;

Eğer bir genelleme yapacaksak Sırp koçların büyük çoğunluğu dominant sağlam karakterli ve kulübü idare eden ve tüm hayati kararları alan kişilerden oluşuyor.
Hiçbir zaman mesuliyetten kaçmayan ancak gücü de elinde bulundurmak isteyen koçlar . 
“Eğer ben sonuçlardan sorumlu olacaksam , oyuncu seçiminde de serbest olmalıyım. “ prensibi ile hareket ediyorlar. 

Sırp koçlar maç içerisinde oyuncularına bağırıyor kızıyor ancak saha dışında onları her zaman koruyorlar. Oyuncular , sahada veya soyunma odasında ne olursa olsun bunların kişisel olmadığını uyarıların onların veya takımın daha iyi olması için sarf edilen sözler olduğun inandırabiliyorlar.

Sırp Koç Okulunu kısaca özetlemek gerekirse  , yetenek, gelenek, çok çalışma, genç oyuncular ile oynama cesareti , sabır, güç ve başarı diyebiliriz.







  

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...