Ana içeriğe atla

KUYU


Eğer A takım düzeyinde "ciddi bir lig"de ve ciddi bir takımda koçluk yapıyorsanız sizin için en kritik süreç yedinci veya sekizinci haftadır. 

Son zamanlardaki yazılarımın büyük çoğunluğu altyapı üzerineydi. 

Bu akşam puan durumlarına bir baktım ve  ortlama olarak yedinci haftaya  gelindiğini gördüm.

Ve farklı bir konu aklıma geldi. 

Bu yazı  ne veliler ne de genç koçlara. 

Bu yazı uzaktan bakıldığında her şeyin çok kolay gözüktüğü , dost sohbetlerinde kolayca yerden yere vurulan A takım antrenörleri ile alakalı. 

Belirli bir sürenin üzerinde koçluk yapan herkes bu kuyunun içine  düşmüştür. Ama kaç tanesi , kaç defa  içinden çıkmayı başarmıştır buna cevap vermek zor. 

Hayal edin mağlubiyete tahammülü olmayan bir takımınız var.  Ve son oynadığınız üç dört maçı  şansız bir şekilde kaybettiniz . 

Önce, hadi canım büyütecek bir şey yok  iki tanesinde gayet iyi oynadık hatta son saniyede tesadüfi atışla kaybettik , netice olarak bu basketbol, böyle kazalar her zaman olabilir diye düşünüyorsunuz.  

Ancak siz böyle düşünceler içindeyken takımınızın dipsiz bir kuyunun içine yuvarlanmaya başlamıştır bile. 

Oyuncular , önce en yakın arkadaşlarıyla daha sonra yönetim kadrosunda samimi olduğu kişilerle “ama abi...” diye başlayan cümleler kurmaya başlamıştır. 



Ekibin içindeki zayıf halkalar yavaş yavaş sorunu üçüncü kişilere anlattıkça negatif elektrik hızla yayılmaktadır.

Durumun ne derece ciddi olduğunu anladığınız an  , daha önce soyunma odasında sizi dinlerken gözünüzün içine bakan oyuncuların artık gözlerini sizden kaçırmaya başladıkları andır. 

Kredinizin tükenmeye başladığı bu süreçte bu nahoş durumdan kurtulmak için çabalarsınız, ceza antrenmanı , fazla dinlenme , maddi ceza vs. bildiğiniz her yolu denersiniz ancak heyhat, sorun gittikçe büyümektedir. 

Hem oyuncu hem de antrenör olarak bu durumu daha önce birkaç defa yaşadığımı hatırlıyorum ancak antrenör olarak yaşadıklarımdan  bir tanesini unutmam mümkün değil. 

Yukarıda bahsettiğim gibi kuyunun dibine yaklaşırken herkesin size karşı olduğu bir dönemde , size hala saygı duymaya devam eden bir oyuncunun  saha içinde liderliği ele alarak kazandırdığı bir maç sayesinde .. 

Kötü günde saygı duyulacak bir şeyler yapmak ne kadar da romantik geliyor kulağa.. ama hala inananlar var ve pek ala  da işe yarıyormuş.  

Ancak daha da önemlisi  olayı atlatıp her şey normale döndükten sonra daha önce sizi kuyunun dibine itmeye çalışan insanların reaksiyonları.

Ama bunu da çok abartmamalı artık böyle şeyler çok normal karşılanıyor. 



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...