Bilmem dalgalı bir denizin dibine hiç daldınız mı? Bir iki metre aşağıya indiğiniz zaman ortam sakinleşiyor ve her şeyi daha net görüyorsunuz.
Basketbolda öyle! sahada olan bitene baktığınızda her şey çok karışık gözüküyor.
Hücum, savunma ,hızlı hücum ,set ,pres, yarı saha savunma pozisyonları, şutlar, ribaundlar ,kısalar ,uzunlar, kaçan şutlar vs.
Aslında bu karışıklığı yaratan basketbolda yaşanan değişim onun nedeni de, oyuncu tiplerinin her geçen gün değişmesi.
Oyuncuların özellikleri değiştikçe yeni stratejiler ortaya çıkıyor.
Böylece oyunu anlamak zorlaşıyor.
Oyuncuların görevleri eskisi gibi net değil.
Dışarıdan bakıldığında sahada bir kaos hüküm sürüyor gibi gözüküyor.
Ancak netice olarak koçlar oyunculara yine aynı uyarıları yapılıyor.
Topa baskı, Top aldırma, Şuta el kaldır,
Adamını box et. Ribaund al. Kenara açıl.
Ortaya gir. Kenardan koş . Boşsan kullan, yoksa sakin ol.
Set yap . Yerleş .
Tembel pas verme, doluyken şut atma .
Pivota pas ver .
Hücum ribaunduna sen sen gireceksin.
Siz geri koşun. Topu sen durdur.
Adam bul . Çökerek dripling savunması yap.
Adamına aldırma.
Yıllar önce bize de bu uyarılar yapılırdı, ama koçlar yukarıda gördüğünüz tüm hareketleri öğretir ve defalarca çalıştırırdı.
Biz de sahada ne yaptığımızı bilerek oynardık.
Bugün basketbola eğitim ve öğrenimine, önce dripling daha sonra Pick and Roll, savunmada ise zone ve zone pres ile başlayan oyuncular ve koçlar bu kafa karışıklığından dolayı darmadağın oluyorlar.
KONTROL BASKETBOLU
Basketbolu ilk seyretmeye başladığımda çevremde, sağlam temellere dayanan, oyuncularının becerilerine göre rol dağılımı yapılan, “az ama öz” denilebilecek opsiyonlarla oynanan, ancak asla rakibe göre kuralları esnetilmeyen bir sistem vardı.
( Aşağıdaki yazıyı okurken çok gerilere gidin, örneğin uzun boylu dripling yapabilen üç numaralar yoktu, 2-1-2 zone yapılırdı ama henüz 2-3 zone yapılmıyordu. )
Bu sistemde “üç ve dört numaralar” topu yere vuramazdı, hele driplingle ile top getirmeye kalksın hemen kenara alınırdı, bu ciddiyetsiz bir hareket kabul edilirdi. ( zaten çok acemi olurlardı ,üç beş dripling ile yarı sahayı geçer hemen topu tutarlardı.)
Ana felsefe şuydu; iş bölümü yaptık ve herkes yapacağını en iyi şekilde yapsın. Kimse kimsenin işine karışmasın.
Pivotlar pota altında oynar boyalı bölgeden dışarı çıkamazdı. Savunma ve hücumda bir pivotu potadan uzaktan görünce seyirciler bile “ne işi var bunun orada" derlerdi.
Oyun kurucu, karşısında hangi savunma olursa olsun topu getirmek zorundaydı .
Ondan başka birisinin topu getirmesi çok gurur kırıcıydı çünkü onun görevi buydu.
Başka meziyetleri olsa bile top getiremeyen bir oyun kurucu hayal edemezdiniz.
İki numaralar, skorer olurlar, dış şut atarlardı, bunun yanı sıra ( özellikle ikili sıkıştırmaların başladığı yıllarda ) bir numaraya yardımcı olurlardı ancak onlar topu getirmez sadece yardımcı! olurlardı.
Zaten onların ismi "yardımcı kısaydı."
Üç numara ise bugünkü gibi değildi, genelde ikinci bir iki numaraydılar ,ama bu oyuncuların kısalara yardım edecek kadar top hakimiyetleri yoktu, daha çok şutör özellikleri vardı ,post up yapamazlardı ,açıklarını genelde kısalar kapatırdı.
Dört numaralar ise beş numaraların yardımcısıydı, pota altında oynarlar ama beş numaradan farklı olarak faul çizgisinin üzerine kadar çıkar oradan şut atarlardı.
Ancak yüksek postta arkası dönük hand-off ile oyun kurabilenleri vardı.
Ancak yüksek postta arkası dönük hand-off ile oyun kurabilenleri vardı.
Yukarıda bahsettiğim roller çok netti.
Ancak elinizde bir pozisyonda iyi oynayabilen iki tane oyuncu varsa, koçlar sene içinde kullanmak için bu oyunculara göre stratejiler hazırlarlardı.
Ancak elinizde bir pozisyonda iyi oynayabilen iki tane oyuncu varsa, koçlar sene içinde kullanmak için bu oyunculara göre stratejiler hazırlarlardı.
Çift pivotlu veya iki kısalı setler gibi.
Bu durumda doğal olarak savunmada adam eşleşme sorunu yaşanır ve koçlar 2-1- 2 zone savunma yaparlardı.
ZONE SAVUNMA
2-1-2 zone savunmanın değişmeyen çok katı kuralları vardı .
Uzun hiç bir zaman dışarı çıkamaz ve ortayı kapatırdı.
Kısalar ile birlikte yüksek posttan ve tek başına alçak posttan sorumlu olurlardı.
Dış adamlar pasla birlikte hareket etmek zorundaydı .
Dış şuta zıplanmaz sadece el kaldırılırdı.
Herkesin bölgesi belirliydi, top senin, benim gibi sorun yaşanmazdı .
Örneğin topla gelen hücum oyuncusunun, öndeki hangi oyuncu tarafından alınacağı, arkadaki hücum oyuncularının pozisyonuna göre belirlenir ve arkadaki savunma tarafından yüksek sesle öndekine bildirilirdi.
Belki garip gelecek ama rakip oyuncular ortaya doğu sürülürdü, dip çizgiye değil..
Herkes bölgesindeki adamını box etmeliydi.
Bir oyuncunun tarafından hücum ribaundu alınırsa sorumlunun kim olduğu bilinir ve fatura ona kesildi.
Kısaya pres ve tam saha baskı yaparak hızlı hücuma mani olmak hücumdaki rakibi düzen dışına çıkarmak alışıldık bir taktikti.
Bu taktiğe karşı, iki kısayla prese çıkmak için organize çalışmalar yapılırdı.
ZONE PRESS
Zone press Türkiye’ye geldiğinde, herkes bu savunmaya dripling ile değil de pas ile çıkılması gerektiğini öğrenmişti.
Ancak koçlar pasların çok uzun olmaması ve bombeli verilememesi gerektiğini söylerlerdi.
Ortaya adam sokmak klasik bir taktikti ancak pres yapan takımın ortada bir adamı varsa . (1-2-1-1 gibi)
Ortaya girecek oyuncunun başka bir noktadan başlayıp ortaya aniden gelmesine dikkat edilirdi.
Hızlı hücum formülü çok netti ; uzun ribaunt alır ,ilk pas verir kısa kenara açılır topla ortaya girer, forvetler ileri koşardı, herkesin yeri belliydi.
Setler basitti, en fazla iki, bilemedin üç set olurdu, o da eldeki oyunculara göre değişkenlik gösterirdi ,
Örneğin çift kısalı veya çift pivotlu set gibi,
Çünkü normal bir sette her pozisyonda bir oyuncu vardı en yetenekli oyuncuları oynatmak için böyle değişiklikler yapılırdı.
Maçlarda kontrol dışına çıkılan koçlar için sorunlu pozisyonlar orta sahada top kapıldığında olurdu .
Koçlar hemen oyuncularına sakin olmalarını söyler ve arkadaşlarını beklemelerini ve set oynamalarını söylerdi.
Sanırım oyuncular bu pozisyon sayesinde özgürlüklerini kazanmaya başladılar.
Ben de bu oyunculardan biriydim. Top kapmak bir bakıma size özgürce gidip o topu kullanma izinini veriyordu.
Ben de bu oyunculardan biriydim. Top kapmak bir bakıma size özgürce gidip o topu kullanma izinini veriyordu.






Yorumlar
Yorum Gönder