Ana içeriğe atla

VELİLER BASKETBOLUN SADECE BİR OYUN OLDUĞUNU UNUTMAYIN



Basketbolu bir oyun olarak görürseniz ve çocuğunuzun bu oyunu sizden yardım almadan oynamasına izin verirseniz, bıraktığı güne kadar her antrenmanı, her maçı, ona hayatı boyunca yardımcı olacak tecrübeler kazandıracaktır. 

Her anne baba çocuğu için en iyisini ister. 
Ancak bazı konularda onlar için en iyisinin ne olduğunu bilememiz çok zor oluyor.

Esikiden, ben de tüm basketbolcu babalar gibi oğlumun bu spor ile ilgilenmesini istiyordum. 



Oğlum on bir yaşındayken, tartışmasız en iyi eğitimi veren İTÜ basketbol okuluna götürdüm. Yarım saati atletizim, yarım saati ise temel teknik ile geçen mükemmel antrenmanlar yaptı .
Bir sonraki sene ise Gümüşsuyu’ndaki salonda antrenmanlara devam eti.

Milli Takım’daki görevim sezon sonunda başladığı için hafta sonundaki antrenmanları ben yaptırıyordum. 

Henüz maç aşamasına gelmediğimiz bir zamanda, sanırım üçüncü ay gibiydi, basketbolu ilk bırakan benim oğlum oldu. 
Hafta sonu sabahleyin tam antrenmana gidecekken bana gelmek istemediğini söyledi ,hepsi bu kadar.

Bu olayın üzerinden yaklaşık yirmi sene geçti, oğlum şimdi aynı benim gibi çok sevdiği bir iş ile uğraşıyor. 
Ve her sabah uyandığında aynı heyecan ile işine gittiğine eminim. 

Bana antrenmana gelmeyeceğini söylediğinde çok fazla üzülmediğimi söylemeliyim. Yıllardır bu işin içinde olduğum için basketboldaki rekabetin çok acımasız olduğunu biliyordum.


Öncelikle hayal ettiğiniz yer NBA ,Süper Lig gibi bir seviye ise, çocuğunuzun çok yetenekli olaması lazım, çok fazla çalışmalı o kadar çok ki ,eğer akademik eğitimi önemsiyorsanız ( gerçi artık pek önemsenmiyor ama ) her türlü hobi ,kültürel aktiviteler ve eğlencelerden elini ayağını çekmesi gerekiyor. 

Çalışmalarda, fiziksel ve mental olarak her şeyini verse bile, bu defa devreye yönetici, antrenör, kulüp, takım kimyası ve hepsinden önemlisi şans faktörü dediğimiz o kontrol edilmesi imkansız unsur devreye giriyor. 

Açıkçası annelerin babaların destekleri ile genç takımın son senesine kadar gelen çocuk, sadece basketbol ve artık günümüzde akademik eğitimin yerini alan “sanal dünya” ile geçirdiği dönem sırasında birçok fırsatı kaçırıyor. Belki de çok başarılı olabileceği bir konuyu ıskalıyor. 

80’li yılların başından 2000’li yıllara kadar süren altyapı antrenörlüğüm sırasında büyük bir şevkle yola çıkıp genç takımın son senesinde sukutuhayale uğrayan o kadar çok veli gördüm ki, tahmin edemezsiniz.

Ancak suçu antrenöre ve kulübe yükleyip, bu işten vaz geçen veliler, heyecan ile geçirdikleri bu dönemde çocuklarının neler kaçırdığının farkına bile varmıyorlar. 


Kafasındaki hedefe ulaşamayan çocuğun ne kadar yıprandığını da göz ardı etmemiz lazım.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...