Ana içeriğe atla

TÜRK BASKETBOLU VE OYUNKURUCULAR 3. BÖLÜM



Hatırlayabildiğim kadarıyla ilk defa Murat Didin, Ercüment Sunter ve takım arkadaşım Cem Gökçe’nin başlattığı ve şu anda dostluğumuzu sürdürdüğümüz bir çok koçun uyguladığı bu sistemde, klasik belirlenmiş görevleri üstlenen, belirli pozisyonlardaki oyuncular yerine sahadaki görevleri bölüşen yetenekli ve basketbol aklına sahip olan bir oyucu gurubu tercih ediliyordu.


Ben bu oyuncu gurubunu stajyer doktorlarların durumuna benzetiyorum, henüz talebeyken ailesi veya başkaları tarafından belirlenmiş bir ihtisas konusunu seçmek yerine, sahada görev alıp yetenekli olduğu konuya yönelenler gibi..

Böyle bir yaklaşım fizik olarak çok kısa veya çok uzun olmadığı takdirde oyuncuların tüm pozisyonlarda kendilerini göstermelerine izin veriyordu. 

Onların düşüncesine göre, hem savunma hem de hücumda görevleri paylaşmak, kişilerin üzerinden yükü almaktı.

Aslında sistem biraz hücuma yönelikti, özellikle savunmada adam değişmek ve matchup zone yaparak rakibin bir çok hazırlığını boşa çıkarırken oyuncular enerjilerini savunmada çok fazla harcamıyorlardı. 

Hücumda ise; genelde kısaların görevi olan, baskıya karşı top getirmek ve hızlı hücum organize etmek gibi işler gerekirse takım halinde paslaşarak ve cut ederek kolayca hallediliyordu. 


Haluk ve Hüsnü her ne kadar üç numara olarak tanınsalar da üç pozisyonu oynayabiliyorlardı. 

Ön sahada ise önce pas cut ve yer doldurmak ( replace ) ile Türkiye’de savunmaların alışık olmadığı bir hücum çeşidi ile hızlı hücumdan sayı bulunuyordu.
  
Bu hücum için oyuncuya önce belirli bir kulvar bilgisi veriliyordu. Daha sonra oyuncular serbest bir şekilde ,pas ve cut kullanarak, kolayca hücum ediyorlardı . 
Her maçta hızlı hücum sonunda pota altından bomboş atılan basketler görebiliyordunuz. 

Dengeli savunmaya karşı ise koçların planladığı “cinlikler” ile  kullanılıyordu. "Biz daha ciniz ve rakibi kandırıyoruz" ana fikirdi.  
Backdoor atmak, fake ile rakibi komik duruma düşürmek, hem bu işi planlayan koça, hem de oyunculara inanılmaz motivasyon sağlıyordu. 

İkili üçlü kombinasyonların yanı sıra eşleşmede fark yaratacak olan oyunculara izolasyon yaptırmak da cinlikler sınıfına giriyordu. 


Alper, bir, iki, üç numaraları  oynarken, Kerem ise, üç, dört beş numaraları oynayabiliyordu.

Bu nedenle çoğunlukla bir ve beş numara pozisyonları dışında kalan diğer üç pozisyonda oynayabilen oyuncular, kolayca eşleşme problemi yaratıyorlar ve her geçen gün kendilerine güvenleri artıyordu.

Gökhan Üçoklar, ( 1976 ) Ankara ekolünden gelen ve üç pozisyonu da oynayabilen oyunculardan biriydi.

Başarı için gerekli olan iyi bir kısa veya iyi bir uzun değildi sadece yetenekli oyuncu gurubuydu.

Zaten bu oyuncu gurubunda herkes en iyi yaptığı şey ile ortaya çıkıyordu.

Rakip takımlarda çok kısa oyuncu varsa, bunu avantaja çeviren bir sistem uygulanıyordu.

Eğer çok özel bir oyuncu değilse, genelde kadrodaki kısa oyuncular maçın belirli anlarında kullanılıyordu.

İleriye doğru ve pas vermek amacıyla yapılan bu “limitli driplingler” sayesinde bazı oyuncular öz güven kazanmaya başladı ve belirli bir süre sonra icap ettiği takdirde, bildiğimiz klasik bir numaralar gibi oynadılar. 




Fiziklerini ve yeteneklerini açık sahada kullanabilen bu oyuncuların arasında, arkası dönük oynayabilen Hakan Yörükoğlu ve daha ileri jenerasyonlarda Serkan Erdoğan , oyun kurucu olarak, Murat Evliyaoğlu ise skorer oyun kurucu olarak Milli takım kadrosuna girmeyi başardılar.


Serkan Erdoğan

Diğer pozisyonlarda ise bu sistem içinde ortaya çıkan oyuncular içinde Haluk Yıldırım, Hüsnü Çakırgil ,Alper Yılmaz, Tunç Girgin, Gökhan Üçoklar, Kerem Gönlüm'ü sayabiliriz. 


Tunç Girgin'de bu basketbolun içinden gelen oyunculardan biriydi.


Bu oyuncuların önemli bir farkı da kulüplerinde edindikleri alışkanlıkla daha özgüvenli ve daha rahat oynamalarıydı belki 
de bu nedenle diğerleri kadar kontrol edilmeleri kolay değildi. 









Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...