O zamanlar Türkiye birinci liginde takımların nasıl hücum düzenleri kullandıklarını hatırlamıyorum ama serbest hücum tarzını en çok sürdüren takımın İTÜ olduğuna eminim.
Serbest hücum düzeninin farkı, tek bir ana şablon olmasıydı.
Oyun kurucu topu getirdiğinde forvetler alçak postun perdesini kullanıp dışarı çıkıyor ve bir tanesi topu alıyordu .
Daha sonra içeriye pas veriyor veya ikili oynuyorlardı .
Hatırladığım diğer bir konuda yaptıkları hızlı hücumlardı.
İki uzun haricinde kim ribaund alırsa- buna Kemal abi de dahil - ortaya giriyor.
Daha o zamanlar belki de doğmamış olan Magic Johnson gibi paslarla sayı buluyorlardı.
Yine çok net hatırladığım bir sahne ;
Nuri abi hızlı hücum sonunda arkasını rakip potaya dönünce ,herkes hızlı hücum bitti zannederek adam paylaşırken o aniden drive ediyor ve yine daha henüz ortalarda olmayan Steve Nash gibi, tek ayağını kaldırarak panyaya çarptırarak sayı buluyordu.
Hızlı hücum yapmak ve bu kadar basit bir şablona oynamak oyuncuların kafasını karıştırmıyor ve böylelikle temel tekniğin üzerinde daha fazla durmalarına imkan veriyordu.
Cihat abi, Öner abi, Habib, Selçuk, Mustafa, hatta Nuri abi bile oyun kurucu oynayabiliyordu.
Cihat abi, Öner abi, Habib, Selçuk, Mustafa, hatta Nuri abi bile oyun kurucu oynayabiliyordu.
Ardından gelen jenerasyonda ise, Levent Topsakal, Harun Erdenay bu oyuncu fabrikasının en göz alıcı ürünleri oldular.
Bu oyuncular her ne kadar iki numara gibi gözükseler de rahatlıkla bir numara oynarlardı.
Levent birçok takımda bir numara oynarken ,Harun Avrupa Şampiyonası’nda bir numara oynamak zorunda kalmış ve başarı ile bu imtihanı vermişti.
Şu anda 51 yaşında olan Naumoski transfer olup Efes Pilsen kısa sürede Koraç Kupası’na ulaşınca, artık herkes oyun kuruculara daha farklı gözle bakmaya başladı.
Genel kanı oyun kurucuların Naumoski gibi, adeta bir bilgisayar gibi olması gerektiğiydi.
Genel kanı oyun kurucuların Naumoski gibi, adeta bir bilgisayar gibi olması gerektiğiydi.
Gösterişsiz hatta hiç zıplamadan oynayan ,soğuk kanlı ve dış faktörlerden hiç etkilenmeyen,
sahada koçun stratejisini birebir uygulayacak ,gerektiğinde skor yapacak.
Verdiği pas asist olmasa bile topun gittiği oyuncunun pozitif bir şeyler yaratacağına emin olacak.
Takım gerideyse top çalacak.Takım arkadaşı kendini ne kadar iyi hissederse hissetsin, gerekmedikçe ona pas veremeyecek bir oyuncu kurucu.
Şampiyonluğa oynayan takımlarda topu getiren oyun kurucular, savunmaları uzakta bile olsa ilk topu kullanmamaya ve set oynamaya başladılar.
Artık basketbola başladığım yıllardaki skorer bir numaralar yoktu olanların çoğu ya oyun tarzlarını değiştirmiş ya da iki numaraya kaymıştı.



Yorumlar
Yorum Gönder