Ana içeriğe atla

TÜRK BASKETBOLU VE OYUNKURUCULAR BÖLÜM 2



O zamanlar Türkiye birinci liginde takımların nasıl hücum düzenleri kullandıklarını hatırlamıyorum ama serbest hücum tarzını en çok sürdüren takımın İTÜ olduğuna eminim.  

Serbest hücum düzeninin farkı, tek bir ana şablon olmasıydı.

"Double Stack" denilen bu basit oyunu tarif edecek olursak; iki alçak post ve yanında iki forvet olarak yerleşiliyor . 
Oyun kurucu topu getirdiğinde forvetler alçak postun perdesini kullanıp dışarı çıkıyor ve bir tanesi topu alıyordu .

Daha sonra içeriye pas veriyor veya ikili oynuyorlardı . 


Hatırladığım diğer bir konuda yaptıkları hızlı hücumlardı. 

İki uzun haricinde kim ribaund alırsa- buna Kemal abi de dahil - ortaya giriyor. 
Daha o zamanlar belki de doğmamış olan Magic Johnson gibi paslarla sayı buluyorlardı. 

Yine çok net hatırladığım bir sahne ; 
Nuri abi hızlı hücum sonunda arkasını rakip potaya dönünce ,herkes hızlı hücum bitti zannederek adam paylaşırken o aniden drive ediyor ve yine daha henüz ortalarda olmayan Steve Nash gibi, tek ayağını kaldırarak panyaya çarptırarak sayı buluyordu. 

Hızlı hücum yapmak ve bu kadar basit bir şablona oynamak oyuncuların kafasını karıştırmıyor ve böylelikle temel tekniğin üzerinde daha fazla durmalarına imkan veriyordu.  

Cihat abi, Öner abi, Habib, Selçuk, Mustafa, hatta Nuri abi bile oyun kurucu oynayabiliyordu.

Ardından gelen jenerasyonda ise, Levent Topsakal, Harun Erdenay bu oyuncu fabrikasının en göz alıcı ürünleri oldular. 



Bu oyuncular her ne kadar iki numara gibi gözükseler de rahatlıkla bir numara oynarlardı. 

Levent birçok takımda bir numara oynarken ,Harun Avrupa Şampiyonası’nda bir numara oynamak zorunda kalmış ve başarı ile bu imtihanı vermişti.




Şu anda 51 yaşında olan Naumoski transfer olup Efes Pilsen kısa sürede Koraç Kupası’na ulaşınca, artık herkes oyun kuruculara daha farklı gözle bakmaya başladı.
Genel kanı oyun kurucuların Naumoski gibi, adeta bir bilgisayar gibi olması gerektiğiydi.  

Gösterişsiz hatta hiç zıplamadan oynayan ,soğuk kanlı ve dış faktörlerden hiç etkilenmeyen, 
sahada koçun stratejisini birebir uygulayacak ,gerektiğinde skor yapacak. 
Verdiği pas asist olmasa bile topun gittiği oyuncunun pozitif bir şeyler yaratacağına emin olacak. 
Takım gerideyse top çalacak.Takım arkadaşı kendini ne kadar iyi hissederse hissetsin, gerekmedikçe ona pas veremeyecek bir oyuncu kurucu. 

Şampiyonluğa oynayan takımlarda topu getiren oyun kurucular, savunmaları uzakta bile olsa ilk topu kullanmamaya ve set oynamaya başladılar. 

Artık basketbola başladığım yıllardaki skorer bir numaralar yoktu olanların çoğu ya oyun tarzlarını değiştirmiş ya da iki numaraya kaymıştı.






Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...