Ana içeriğe atla

KOÇLAR VELİLERİ ŞAŞIRTIN



Hayal kurmak için bol bol vaktimiz var . Gelin şöyle bir senaryo yazalım: Bu kabus dolu günler bitmiş ve size iki ay sonra bir turnuva olacağını ve o turnuvada alınacak dereceler ile bu senenin sonuçlanacağını söylüyorlar. 

U18 Takımı antrenörüsünüz ve takımınız  alt sıralarda. Oyuncularınız bireysel olarak rakipler kadar iyi değil. 

Bugüne kadar klasik sistemleri uygulama çalışıyorsunuz ama güç dengesi hep rakiplerinizden yana . 

Uzunlarınız pozisyonlarında kısa kalıyorlar, birebiri çok iyi olan dış adamlarınız yok. 

Bir iki, iyi şut atan oyuncunu var ancak onların da boyları kısa. 

Temel teknik olarak çok da iyi değilsiniz. 

Zaten oyuncularınıza temel teknik öğretecek kadar zaman bulamamışsınız. 

Takımınızındaki oyuncuların göze çarpan tek özelliği hepsinin agresif ve mücadeleci olması.


Eve kapandığınız süre içinde bol bol düşündünüz . 
Ligler başladığı zaman ne yapmalıyım? diye. 
Gayet iyi biliyorsunuz, aynı antrenman ve aynı stratejiler ile başarılı olma şansınız çok az. 

Belki zone savunma ve hücumda şanslı olduğunuz bir günde maç kazandığınız olmuştu ama ileride böyle bir gün yaklamak çok da kolay değil. 

Farklı bir strateji bulamalıyım ve uygulamalıyım ;




Elinizdeki verilere göre ana planınız, oyuncuların agresif olmasından yararlanmak olmalı. 
Ancak şunu da unutmayın, düzensiz agresiflik kaos yaratır, zaten daha önce hızlı hücum denediğinizde oyuncularınız turnike kaçırınca rakip size daha kolay sayı atıyordu. 
Ne zaman pres yapsanız rakipler kolayca geçip turnike atıyorlardı. Bu nedenle hızlı hücum yerine set oynamayı pres yapmak yerine zone veya gömülü savunmayı tercih ettiniz.

Peki bu strateji doğru ama bunları uygularken yapılan hataları bizi felakete götürüyor, nasıl azaltabilirim. Tabii ki çalışarak, ama maalesef bunu için yeterli süreniz yok. 

ÇÖZÜM

İlk yapacağımız şey, bilinçsizce de olsa pozisyon sayısını artırmaya çalışmalıyız. Neden ? 

Kendi açımızdan baktığımız takdirde ; normal bir maçta bir takım topu 60 defa potaya atıyorsa ve bu pozisyonların sadece 30 tanesini değerlendiriyorsa, o takım kabaca 60 sayı civarında kalır . 
Ancak bu miktarı 80’e çıkarırsa ( yüzdeler sabit kaldığı takdirde )  yine kabaca yaklaşık 80 sayıya kadar ulaşır.

Aslında bu rakama ulaşmak çok da kolay değil . 

İsterseniz şu anda elinizdeki herhangi bir maçın videosunu açın ve bir takımın karşı potaya attığı şutları, turnikeleri ve faulleri sayın ( Serbest iki atışı , bir olarak değerlendirin ) bu rakam, eğer çok özel bir takımı seyretmiyorsanız hep 20’nin altında kalacaktır bazen 16, hatta 12 ye kadar düştüğü olacaktır. 

Bu işlem oldukça uzun süreceğinden sadece bir periyotu sayarsanız zaten yeterli fikre sahip olacaksınız. 

Örneğin :16+ 20+ 17+ 15 = 68 Bu son derece normal bir top kullanım oranı, ancak biz her maç 80 tane top kullanmak istiyoruz.

Bunu başarabilmek için bildiğiniz her şeyi bir kenara koymalısınız; kazanmak ,kaybetmek, o oyuncu, bu oyuncu demeden oynayacağınız hazırlık maçlarında ,her periyot 20 atışı bulmalısınız. 

Molada konunuz sadece yirmi atışa ulaşmak olmalı bundan başka hiç bir şey sizin için önemli olmamalı. Topu potaya atmadan döndüğünüz her hücum sizin için en kötü hücum olmalı. Topun çemberden geçmesi hiç önemli değil. ( O sonraki iş ) 



Tabii antrenmanlarda artık normal klasik çalışmalardan vaz geçmeniz gerekecek.

Bu işin en çarpıcı kısmı, daha önce yanlış olduğunu kabul ettiğiniz bir çok şeyin uygulanması için çabalamanız olacak. 
( Oyuncular sizden her zaman duydukları sözlerin tersini duyunca şaşıracaklar. ) 

Örneğin, topu alıp tüm sahayı geçip potaya atış yapan bir oyuncuya , arkadaşlarını beklemedi diye kızmak yerine, geride kalan çocuklara “neden koşup kaçan topun ribaundu almak için koşmuyorsunuz" diye kızacaksınız. 

Bu durumda takımın en iyi oyuncusu bile olsa yorgunluktan koşamayacak olanları kenara alacaksınız ve daha önce hiç oynamayan takımızın 12. oyuncusunu sahaya süreceksiniz. 

Artık o oyuncudan istediğiniz eskisi gibi öğretilen temel teknikleri uygulaması değil sadece karşı sahaya koşması ve hücum ribaunduna girmesidir. Yine aynı şekilde geriye koşup savunma ribaund almalı ve hemen pas vermesidir. 

Artık bizim ihtiyacımız eskisi gibi temel tekniği iyi olan ve taktiklerimizi en iyi şeklide uygulayacak oyuncular değildir. 

Bizim ihtiyacımız sadece oyuncuların bize vereceği enerjileridir.




Oyunculardan ,temel teknik ve taktik olarak beklentilerimizi en aza indirmeli onlardan sadece koşmayı ,koşturmayı ve mücadele etmelerini istemeliyiz.  

Bu kadar kısa sürede oyuncularımızın temel tekniklerini geliştirmemiz imkansız olacağından, onlara savunmada ve hücumda herkesin katkıda bulunabileceği basit taktikleri göstermeliyiz.  

Yukarıda anlattıklarım beliki de o oyunculara bugüne kadar anlatılanların tam tersi olabilir. 
Size de anlamsız gelebilir ama başlangıçta koyduğunuz hedeflere yürümek için şart olanlar da bunlardır.

“Enerji kullanmak ve seksen defa rakip potaya şut atmak. 

Nasıl antrenman yapacaksınız ?

Böyle bir maçta en çok hangi pozisyonlarda karşılaşacaksınız onları tespit etmekle başlamalısınız ?

Hücumda iki farklı durum var ; top elinizdeyken rakip savunma henüz yerleşmemiş ve top elinizdeyken rakip savunma yerleşmiş.. 

Birinci bölüm; çabuk gitmek ve çabuk atış ve hücum ribaundunu kapsıyor . 
Bunu için, pozisyonları çabuk atışla ve hücum ribaundu ile bitireceğiniz gerçekçi çalışmalar yapamalısınız klasik hızlı hücum çalışmaları değil .

İkinci bölümde ise, en iyi oyuncularınızın en çabuk şekilde top kullanacağı kısa setler yapacaksınız ve hücum ribaundu ile destekeleyeceksiniz. 

Savunmada ise, sık karşılaşacağınız iki bölüm var ; birincisi rakibin hızlı hücumu . 
Bu konuda hiç sorun yaşamayacaksınız ,çünkü siz hızlı hücum çalışırken zaten geri koşu ve hızlı hücum durdurmaya oyuncularınız çoktan aşina olacaklar .

İkinci durum ise, ileride daha sık karşılaşacağınız bir durum olacak . 
Rakip oyunu yavaşlatmak isteyecek ve uzun süreli setler oynamaya çalışacak . 

Bu durumda risk içeren ancak hücumda sizi cezalandırmaya yönelik atışlar yapmaya sevk edecek savunmalar planlamanız lazım. 

Ancak bunlar rakibin başını havaya kaldırıp plan yapmasına izin vermeyecek derecede baskı içermesi gerekmekte.

Böyle bir maçı seyrederken seyirciler bir kaos izleyecek, hatta sizin oyuncularınızın, telaşlı ve kafası koparılmış tavuk gibi olduğunu söyleyecekler . 


Veliler bizim koç delirdi diyecek. Oynamayan çocukların velileri sevinirken, eskiden bütün maç oynayan çocukların velileri size kızacak . 
Ancak çocuklarına sorduklarında, çocuğu ona cevap olarak çok yoruldum koç ondan çıkardı diyecek. 



Sizin bir planınız var! Ve oyuncularınızda bu planı anlayacak . Eskiden olduğu gibi şutu girdi girmedi kavgası olmayacak, hızlı hücuma katkı verdi vermedi konusu konuşulacak. 
İstatistik kağıdına bakacaklar; yirmi tane atamamışız çünkü ribaunt alamamışız, çünkü ribaunttan sonra hemen pas verememişiz, çünkü basket yedikten sonra hemen top çıkaramamışız, çünkü pası kaptırmışız, dripling yaparken top kaybetmişiz, hücum ribaunda girip top alıp ekstradan bir iki atış yapmamışız diyecekler.

Savunmada, oyunu yavaşlatmalarına izin verdik, durarak oynadılar baskı yapmadık, top çevirmelerine izin verdik, top kapamadık, sıkıştırma yapmadık, onları yoramadık diyecekler.


Bu tempoya hazırlanırsanız maçın sonunda karşınızda koşmayan bir rakip olacak ve siz maçın başındaki gibi zinde oyunculara sahip olacaksınız. 

Sonunda rakip çok hata yapacak ancak siz yorulmadığınız için top kapacaksınız hızlı hücumlarda boş turnikeler bulacaksınız. 


Eğer bu basketbol ilginizi çektiyse sizinle detayları paylaşmaya devam edeceğim.


Yorumlar

  1. harika paylaşım cok tesekkürler

    YanıtlaSil
  2. paylaşımlarınızı takip ediyorum cem hocam.Bunu deneyeceğim.

    YanıtlaSil
  3. Amaç sadece maç kazanmak.atletizm çok önemli .koşan ve dayanıklı adamlar gerekli

    YanıtlaSil
  4. Koşan oyuncuları herzaman sevmişimdir. Cem hocam bence güzel oyun felsefesi müthiş.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...