Ana içeriğe atla

Kayıtlar

RAKİBİ OKUMAK

Bazen katıldığım seminerlerde basketbol terminilojisi konusunda ciddi sorunlar yaşıyorum. Özellikle  birinici kademe antrenör kurslarında, bazı terimlerin Türkçe karşılığı olmaması antrenör adaylarını zorluyor.Örneğin geçen yıl bir seminerde "V-cut" ve " Backdoor cut" cevabı yerine yaklaşık kırk tane "VECTOR CUT"cevabı  gelmesi beni bayağı şaşırtmıştı.   Yine terminiloji konusunda "Reading the defence" veya "Reading the offence" kelimelerini pek sık duymuyoruz. “Rakibi okumak” anlamına gelen bu sözcüğü sadece basketbol seminerlerinde veya bir kaç basketbol yorumcumsundan duyuyoruz.Ancak bu sözcük başta Amerika olmak üzere birçok ülkede,oyuncuların teknik özelliklerini sıralarken kullanılan oldukça önemli kriterlerden biri. Bu terim oyuncuların rakiplerinin nereye gideceğini veya nasıl bir pozisyon alacağını daha önceden tahmin edip (Okuyup) ona göre hareketin yönünü ve şeklini değiştirme durumudur. Hepimiz biliyoruz...

FARK YARATAN SAVUNMA ÜÇ SANİYE KURALI

Bu gün NBA ve Avrupa basketbolu arasındaki en önemli farklardan biri “savunmada üç saniye” kuralıdır. Bu kuralı; Savunma oyuncuları boyalı bölge içinde üç saniyeden fazla kalamaz, şeklinde tarif edebiliriz. Bu kural basketbolda dış şut yüzdesi düşük olan oyuncuları tutan savunmacıların, sırtı dönük oynayabilen ve çember altına kolayca girebilen oyunculara yardım etmesine yarar.(ters taraf gömülmesi) Bu kuralın üzerinde yaşadığımız kıtada uygulanmaması bir bakıma Avrupa basketbolunu, Pick and Roll hücumuna mahkûm etmiştir. Bununla bağlantılı olarak, birçok yorumcunun bazı takımların eksiği gibi gördükleri, arkası dönük oynayabilen kalın pivotların eskisi kadar rağbet görmemesini de bu kurala bağlayabiliriz. Bugün ligimizde oynanan maçları dikkatli izlediğimizde, Pivot oyuncular alçak postta topu alınca birçok takımın Zone savunmaya döndüğünü görüyoruz. Takımlar artık kalın ve güçlü pivotları bu yöntem ile kolayca durduruyorlar. Hantal fizikleri nedeniyle oyunun diğer bö...

ROTASYON

Basketbol eskiden bu kadar agresif ve bu kadar yüksek tempo ile oynanmazdı. Bu sebeple daha az oyuncuyla, daha dar rotasyonla oynamak, hem koçlar hem de oyuncular için ciddi avantaj oluyordu. Günümüzde iki farklı rotasyon tarzı var, eski günlerdeki görüşe yakın olan,” yıldız oyuncuyu dinlendirmek,”veya "faul problemi" nedeni ile yapılan oyuncu değişiklikleri,diğeri ise “bizim takımda herkes önemlidir,herkes oynar” görüşü ile yapılan ancak oyuncuların o günkü form durumuna göre sürdürülen rotasyon tarzı.  

MİNİK TAKIM ANTRENÖRÜ

      OTUZ YIL ÖNCE ALT YAPI     Eskiden basketbol ile ilgili çok az kitap ve dergi vardı, o zamanlar antrenör ağabeylerimizin tecrübelerinden yararlanmak için dört gözle bir şeyler yazmalarını beklerdik ancak nedendir bilinmez, o sıralarda antrenörler arasında pek fazla bilgi paylaşımı yoktu ve bu tarz kitapları bulamazdık. Aynı dönemde, salonu, topu, oyuncusu, organizasyonu ile bize hiç benzemeyen Amerikan kolej antrenörlerinin, kendi kasabalarında nasıl başarılı olduklarına dair yazdıkları kitapları okur ve bir şeyler öğrenmeye çalışırdık. Aramızda şanslı olanlar, zamanın ünlü antrenörleri ile çalışma fırsatı bulanlardı. Bahsettiğim efsane isimlerden sadece bir iki küçük tavsiye duymak için, kapılarında yatan kalkan bir çok genç antrenör olduğu bugün bile anlatılır. Ben bu konuda en şanslılardan biriyim. O dönemde neredeyse İstanbul’da yaşayan tüm basketbol duayenleri ile birlikte çalışma fırsatını ele geçirdim. Ve nasıl olduğunu bilmiyorum ...

WE ARE TEAM BECAUSE WE ARE COLLECTION OF INDIVIDUAL EFFORTS

KAMP 1997 senesinde Nike firmasının Paris de düzenlediği basketbol kampına katılmam için bir davet almıştım. Bu kampta henüz 16 yaşındaki Yao Ming’in de aralarında bulunduğu yüzü aşkın genç oyuncuya bir hafta süresince antrenman yaptırdık.Dünyanın çeşitli yerlerinden gelen kalabalık bir antrenör gurubu ile birlikte çalışıyor ve son gün yapılacak olan maçlara hazırlanıyorduk. ORGANİZASYON Kampın ilk günü,daha önceden hazırlanmış haftalık çalışma programı tüm koçlara dağıtılmıştı. Takımlar aynı anda, içinde en az beş basketbol sahası bulunan devasa bir salonda antrenman yapıyordu. Drillerin uygulamasında sorun yaşarsak, yan sahadaki takımın drili nasıl uyguladığını seyrederek sorunumuzu çözüyorduk. Böylece benim elime, farklı sahalarda, farklı coachların aynı drili nasıl yorumladıklarını ve nasıl uyguladıklarını görme şansı geçti.   ANLAYIŞ FARKI Tüm takımlar aynı drilleri yapmasına rağmen, birçok coach farklı konulara temas ediyor, farkl...

ŞUT

Oyuncuları hücum özelliklerini değerlendirirken, şut tehdidi her zaman önemli bir kriterdir.       Aslında şut atmak çok zor değildir. Biraz özel antrenman yapan herkes serbest atış çizgisinden gözleri kapalı %40 isabetle şut atabilir. Ancak gözleri açık olarak şut atanlar, yüzdelerini en fazla %5 -%20 arasında artırabilirler. Bunun sebebi onların şutu, sadece mekanik olarak düşünmeleridir. Her koç oyuncusuna kendi bildiği şut mekaniğini öğretir ve bu kesinlikle yanlış bir şey değildir. Doğal olarak oyuncunun şutunda ilerleme olacaktır. Ancak maç ve antrenmanlarda binlerce dikkat dağıtan öğe şutu etkiler, BU NEDENLE ŞUT OYUNCUNUN BEYİNİNDE BİTER.  

EKOL

    Milli Takımlarımızın zaman zaman alt yapıda başarılı olduğunu ancak bu başarıyı daha ileri kategorilere taşıyamadığına şahit oluyoruz. Bu konu açıldığında ise, genellikle İspanya veya Litvanya gibi sürekli başarılı olan takımlar gibi ekole sahip olmamız gerektiğinden bahsediyoruz.       Ekol olmak istiyorsanız, milli takımlara oyuncu alırken otoriteler tarafından kabul görmüş , ülke basketboluna özgü kriterleri baştan belirlemeniz gerekli. Eğer o da olsun, bu da olsun diyerek, sistemi oyuncuya göre uyarlarsanız bunu başaramazsınız.