Oyunu oynamak başka, oyunu okumak başka… Çok eskilere gittiğimizde, basketbol seyircisi futbol seyircisine kıyasla farklı terimler öğrenmek zorundaydı. Adam adama savunma, bölge savunması gibi taktikler; ribaunt, steps, üç saniye gibi kurallar; guard, pivot gibi pozisyonlar basketbola özgü kavramlardı. Mahallede futbol oynayanlar “ver-kaç” derken, bir antrenör eşliğinde basketbol antrenmanı yapma şansı bulanlar “üçlü örme” gibi, futbol meraklılarının hiç duymadığı ifadelerle tanışıyordu. Günümüzde ise basketbol izleyicisi, televizyon yorumcuları sayesinde oyunun kurallarını, pozisyonlarını ve temel tekniklerini büyük ölçüde öğrendi. Hatta taktik bilgi açısından, birçok izleyici artık neredeyse bir antrenör kadar oyuna hâkim. Ancak sorun tam da burada başlıyor. Hızla değişen ve çeşitlenen taktik varyasyonlar, çoğu eski basketbolcu olan yorumcuları zaman zaman zor durumda bırakıyor. (Oyunculuk sonrası antrenörlük yapanları tenzih ediyorum.) Örneğin, yirmi yıl önce basketbolu bırakmış bir...